Yazılım sektöründe son yıllarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, iş ilanları ile piyasanın gerçekliği arasındaki mesafenin giderek açılmasıdır. Özellikle web geliştirme alanında, belirli bir teknolojiye “tam uyumlu” aday arayışı, deneyimli geliştiriciler için bile ciddi bir bariyer haline gelmiş durumda.
Bu yazıyı, WordPress’in henüz 2.x sürümlerinde (2008) kurumsal tema ve eklenti geliştirmiş, farklı dönemlerde farklı teknolojilerle üretim yapmış bir geliştirici olarak kaleme alıyorum.
Teknolojiler Değişir, Deneyim Sabit Kalmaz mı?
WordPress bugün, 10–15 yıl öncesindeki WordPress değildir.
Block Editor, Block Themes, Elementor, Full Site Editing gibi yaklaşımlar; sistemi neredeyse baştan aşağı dönüştürmüştür.
Bu nedenle “6 yıl WordPress deneyimi” ifadesi, hangi dönemde ve hangi araçlarla sorusu sorulmadan tek başına anlamlı değildir.
Benzer şekilde, klasik tema yapısını bilen bir geliştiricinin bugün güncel WordPress ekosistemine adapte olması mümkündür; ancak bu adaptasyon çoğu zaman iş ilanlarında yok sayılmaktadır.
Her Platform, Kendi Duvarını mı Örüyor?
Ajans tarafında birkaç yıl WordPress geliştiren bir yazılımcı, sonrasında Laravel, CodeIgniter veya MVC tabanlı projelere geçtiğinde, bu sefer “WordPress tarafında yetersiz” sayılabiliyor.
Aynı geliştirici, tekrar ajans tarafına döndüğünde ise bu kez:
“Ama biz modern WordPress istiyoruz”
şeklinde bir başka duvarla karşılaşıyor.
Bu döngü, geliştiricinin öğrenme isteğini değil, CV’sindeki son satırı merkeze alan bir yaklaşımın sonucu.
Stack Değiştirmek Neden Cezaya Dönüşüyor?
Bugün yazılım geliştiriciler için:
-
Teknoloji değiştirmek = risk
-
Niş bir alanda derinleşmek = kırılganlık
haline gelmiş durumda.
PHP ekosistemi içinde bile bu kadar sert çizgiler varken; ASP.NET, Django veya Spring gibi farklı platformlara yönelmek, çoğu geliştirici için “kariyeri sıfırlamak” anlamına geliyor.
Bu gerçeklik, ilanlara “tam uymasa bile başvurmayı” bir tercih değil, zorunluluk haline getiriyor.
Herkes Her İlana Neden Başvuruyor?
Sıkça duyduğumuz şu serzenişin arkasında tam olarak bu tablo var:
“Neden ilgisiz adaylar başvuruyor?”
Çünkü piyasa, geliştiriciye şunu söylüyor:
“Ya birebir uyarsın ya da yoksun.”
Bu da doğal olarak, geliştiricilerin:
-
“Öğrenirim”
-
“Uyum sağlarım”
-
“Benzer projeler yaptım”
gibi reflekslerle başvurmasına yol açıyor.
Bu durum, bireysel bir etik sorundan çok, yapısal bir sonuçtur.
WordPress’i Hafife Almak Değil, Gerçekçi Konuşmak
WordPress’i hafife almak elbette doğru değil.
Ancak onu, yalnızca güncel araçları ezberlemiş kişilerle yapılabilir bir iş olarak görmek de eksik bir bakış açısıdır.
WordPress; mimari, veri yapısı, performans, güvenlik ve içerik yönetimi gibi birçok temel yazılım prensibini barındıran bir ekosistemdir. Bu prensipleri bilen bir geliştiricinin, yeni araçlara adapte olması çoğu zaman mümkündür.
Sonuç: Kırmızı Çizgiler mi, Esnek Gerçeklik mi?
Bugün yazılım sektöründe ihtiyaç duyulan şey:
-
Daha az ezber
-
Daha çok bağlam
-
Daha gerçekçi beklentiler
Uzmanlık elbette değerlidir.
Ancak uzmanlığı, donmuş bir fotoğraf gibi görmek yerine, süreklilik içinde değerlendirmek hem işveren hem geliştirici için daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.
Aksi halde, herkesin şikâyet ettiği bu “karın ağrıları”, bir süre daha gündemimizde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.
Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yorumunuzla makalemin zenginleşmesini sağlayabilirsiniz.
Yorumlar